saadet さんのプロフィールDüşünmeden öğrenmek, vak...フォトブログリスト ツール ヘルプ

ブログ


H A R E K E T T E Ö L Ç Ü

H A R E K E T T E    Ö L Ç Ü
  * Zühtün en son derecesi,râhatı terk etmektir.
                                                                              Hz.Ebûbekr (R.A.)
  * Başkasını düzeltmeniz için önce kendinizi düzeltiniz.
                                                                              Hz.Ömer (R.A.)
  * Halkın benimsediği iyi bir geleceği sakın kaldırayım deme.
                                                                              Hz.Ali (R.A.)
  * Alçaklarla düşüp kalkan,alçaklardan sayılır.
                                                                              İmâmı ŞÂFÎÎ (Rah.A.)
  * Haddini bilen kimse helâk olmaz.
                                                                              Hz.Ali (R.A.)
  * Hayvanın idraki yoksa da,yük taşıdığı için değeri vardır.Bir hayvan başkalarını inciten insandan daha iyidir.
                                                                              Ahmed RÜFÂÎ (K.S.)
  * Çok muvâffak nifâk,çok muhâlefet şikâk doğurur.
                                                                              Hz.Ali (R.A.)
  * Asker nerede bir bozguna uğrarsa,iki üç karı tabiatlı adamın yüzünden uğrar.
                                                                              MEVLÂNA Celâleddin-i Rûmî (K.S.)
  * Halk yanında muhtaç düşmemek için,elinle koymadığın şeyi yerinden kaldırma.
                                                                              Feridüddîn ATTAR (K.S.)
  * Sana zulmet ve gamdan,çile ve kederden ne geliyorsa; mutlaka yersiz haraket ve haddini tecâvüzden, Allah'dan korkmadığındandır.
                                                                              MEVLÂNA Celâleddin-i Rûmî (K.S.)
  * Kendimi kendim yetiştirdim,kendim ister kendimi, Kendime kendim gerekse, bula kendim kendimi.
                                                                              Yunus EMRE (K.S.)
  * Kendin beğenmediğin bir şeyi, başkasına yaraştırma.
                                                                              Nâsır-ı Hüsrev
  * Sûretin sîretine şâhittir.Başka şâhit aramak zâittir.
                                                                              Mahmut Kemal
  * Anlamazsa davul çalsın vız gelir, Anlayana sivrisinek saz gelir.
                                                                              Şâir Mestî
  * İncitme sen ahbâbını incinmeyesin sen, Bu âlemi fânide zerâfet budur işte.
                                                                              Leyla HANIM
  * Sert,yürümeye ve dövüşmeye hevesli,mesafeye susamış insanlar, birdenbire kendini kıran sular gibi taşarlar.
                                                                              Ahmet Hamdi TANPINAR
  * Bir insanın değerini öğrenmek istiyorsanız,onu kendisinden aşağı kimselerle olan münasebetlerinde tetkik edin.
                                                                              PECAUT
  * Başkalarına karşı değişik yüzler takınanlar, sonunda kendi cehrelerini unuturlar.
                                                                              La ROCHEFOUCAULD
  * Böcek olmayı kabul edenler,ayaklar altında kalmaktan ve ezilmekten yakınmamalıdırlar.
                                                                              İmmanuel KANT
  * Kendimizi,düşünce ve niyetlerimize göre değil,hareketlerimize göre ölçmeliyiz.
                                                                              George ELIOT
  * Moda denilen şey o kadar çirkindir ki, onu her altı ayda bir değiştirirler.
                                                                              Oscar WILDE
  * Hiç bir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin.
                                                                              Don HEROLD
  * Saflık insanlarda zayıflığı, çocuklarda ise kuvveti gösterir.
                                                                              Charles LAMB
  * Yalnız yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan da sorumluyuz.
                                                                              Jean-Baptiste MOLIERE
  * Her cinâyet âdi değildir, ama her âdilik bir cinâyettir.
                                                                              Oscar WILDE
  * Sabahleyin kaybedeceğin bir saatin,bütün gün zararını çekersin.
                                                                              W.HATELY
  * Karnı taşıyan ayaklar değil,ayakları taşıyan karındır.
                                                                              Miguel de CERVANTES
  * İnsanların şahsiyetlerini, iktidarlı zamanlarında ölçmelidir.
                                                                              EFLATUN
  * Önemli olan, kişinin sözleri değil, davranışlarıdır.
                                                                              Jean-Baptiste RACINE
  * Ağzında bal olan arının, kuyruğunda iğne vardır.
                                                                              John LYLY
  * Asıl yalnızken yalnız değilim.
                                                                              Friedrich von SCHILLER
 
     H İ K M E T L E R  :
  * Kendisini kontrol altına almayan insan,ebedî hüsrandadır.
  * Sana nasıl davranılmasını istiyorsan,sen de başkalarına öyle davran.
  * Kafanı, mîdeni ve çekmeceni lüzumsuz şeylerle doldurma.
 
     A T A S Ö Z L E R İ :
  * Gurbette taşa yaslanmayan, evindeki halının kıymetini bilmez.
  * Arabanın ön tekeri nerden giderse,arka teker de ordan gider.
  * Kul kullanan,bir gözünü kör,bir kulağını sağır etmeli.
  * Bastırılmayan tahtayı yel alır, yel almazsa sel alır. 
  * Baş hangi yöne giderse, ayak da o yöne gider.
  * Anlayana kul ol,anlamayana ağa olma.
  * Keçi nereye atlarsa, oğlağı da oraya atlar.
  * Şâhin küçüktür ama koca turnayı havadan indirir.
  * Haylaz olmayanın dudağı aşlı, karnı tok olur.
  * Çay fincanı üç olur, üçten artan güç olur.
  * Hizmet eden hizmet, hürmet eden hürmet görür.
  * İyi söyleyen iyi işitir,kötü söyleyen kötü işitir.
  * Başkasının kapısını vurma, seninkini de vururlar.
  * Âlem bir yere gelse, inat yine söylediğini söyler.
  * Elin kapısına vurma parmakla, el senin kapına vurur tokmakla.
  * Kendisini ısıtmayan soba, başkalarını ısıtmaz.
  * Budalaca bir soru sorarsanız, emin olun ki, budalaca cevap alırsınız.
  * Balık, ağa girdikten sonra aklına başına gelir.
  * Herkesin görmemesi lâzım gelen şeyi yapma.
  * Hatıra çok bakan, sonunda yere bakar.
  * Akşam ise;yat, sabah ise; git.
  * Bir şeyi anlamadan atılma.
  * Aklı başında olan kuru kavgaya düşmez.
  * Arsız güçlü olunca, haklısı suçlu olur.
  * Çok isteyen bir şey elde edemez.
  * Ayı bile insanı evinde boğmaz.
  * Oyunun sonu yokluktur.
  * Silah sahibine bile düşmandır.
  * Ne sert ol asıl, ne yavaş ol basıl.
  * Eğri ağaca yayım, her gördüğüne dayım deme.
  * Senden devletli (varlıklı) ile tartışma.
  * Kancık yalanmayınca köpek yalamaz.
  * Önüne geleni kopar, ardına geleni teper.
  * Devletli ile deli bildiğini işler.
  * Domuzun peşinden giden, batağa yuvarlanır.
  * Kafa büyük içi boş, tut kulağından çifte koş.
  * Kavgaya katılma, bilmediğin işe atılma.
  * Çok sulu olma sıkılırsın,çok kuru olma kırılırsın.
  * Ekmek yediğin yere etme ihânet.Gözüne tuz durur.Dizine ekmek.
  * Kişinin hürmeti de, zilleti de kendi elindedir.
  * Beğendiğini al, beğenmediğine karışma.
  * Alışmış, kudurmuştan beterdir.
  * Taşlarsan deliği, başına kapla çeliği.
  * Eski kuyuya tükürme, belki suyunu içersin.
  * Öl, ikrar verme, öl ikrarından dönme.
  * Her şeyin azından olur bereket.
  * Kaypak yere basan kayar.
  * Tencere tava,herkeste bir hava.
  * Kırk ölçmeli, bir biçmeli.
  * Mert ol, yahut merdin hizmetinde ol.
  * Her yere burnunu sokma.
  * Kişinin ayıbını yüzüne söylemek gerek.
  * Rüzgar esmezse yaprak sallanmaz.
  * Pisliğe taş atma,üzerine sıçrar.
  * Su testisi su yolunda kırılır.
  * Balın olsun, sinek, Bağdat'tan gelir.
  * İki testi çarpışınca biri elbet kırılır.
  * Ucuz alan, pahalı alır.
  * Dikenden gül biter, gülden diken.
  * Gülün kadrini bülbül bilir.
  * Bir gemiyi, iki reis batırır.
  * Ucuz etin çorbası tat vermez.
  * Her düşüş bir öğreniştir.
  * Bıçak kendi sapını kesmez.
  * Her gördüğüne kapılma.
  * Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.
  * Sefâhat, sefâletle biter.
  * Yar, yıkıldığı gün tozar.
  * Bükemediğin eli öp de başına koy.
  * İki göç bir yangın yerini tutar. Yabancı koyun kenara yatar.

C İ M R İ L İ K

C İ M R İ L İ K

 

* Hasislerle fakirler,tıpkı birbirlerine benzerler.Çünkü ikisi de hayatlarını mahrûmiyet içinde geçirirler.

                                                                              Hz.Ali (R.A.)

* Hayatında ekmeği yenmeyen kimsenin adı,ölümünden sonra anılmaz.

                                                                              Şeyh Sâdi ŞİRÂZÎ (K.S.)

* Cimrilik,fakirliğin çabuk gelmesini sağlar.Cimrî insan,dünyada fakirler gibi yaşar,ahirette zenginler gibi hesaba çekilir.

                                                                              Hz.Ali (R.A.)

* Bazısının eli verir,gönlü vermez,bazısının da gönlü verir,eli vermez;ikisi de hasistir.

                                                                              Cenap ŞEHABEDDİN

* Cimri kimsenin malına,bir vârisin veya bir felâketin geleceğini müjdele.

                                                                              Hz.Ali (R.A.)

* Hayatlarında sesleri duyulmayanların,vefatları duyulmaz.

                                                                              Cenab ŞEHABEDDİN

* Cimrilik ve nâkeslik insanın basiretini bağlar,fâziletini sıfıra indirir.

                                                                              Ahmet ŞAHİN

* Cimriliğin girdiği yerden kibarlık çıkar.

                                                                              Cenab ŞEHABEDDİN

* Kesesi kapalı olanı kimse sevmez,el eli yıkar,almak istiyorsan ver.

                                                                              J.Wolfgang GOETHE

* Er malına kıymayınca adı çıkmaz.

                                                                              Dede KORKUT

 

  H İ K M E T L E R  :

* Cimrilik:Toplanılmış mal ile biriktirilmiş paradan,karşılıksız yardım isteyenleri geri çevirmeye derler.

* Cimrilik kişinin ayıbını meydana çıkarır.Cömertlik ise ayıpları örter.

 

  A TA S Ö Z L E R İ  :

* Keremsiz kibarın fukaradan farkı ne ?

* Malını yemesini bilmeyen zengin,her gün züğürttür.

* Eli sıkı olanın,kalbi dar olur.

* Susuz değirmenin ne ile döner çarkı,Kerem etmeyen beyin,fakirden nedir farkı?

* Susuz olan değirmenin bendi nedir,çarkı nedir? Pinti olan zenginlerin,çingeneden farkı nedir?

 

komik haberler

komik haberler
Artık Onun da Sevgilisi Var! (Gerçek Haber) (30.06.2004)
Mattel şirketi, Barbie’nin yeni erkek arkadaşı Blaine’in ABD’de Ağustos ayında 14,99 dolardan satışa sunulacağını açıkladı. “Bronz tenli Blaine’in sörf yapmayı Hawai’de öğrendiğini, ardından California’ya taşındığını ve en sevdiği yemeğin pizza olduğunu” belirten şirket, “Ken’in artık Barbie’nin sadece arkadaşı olacağını” duyurdu. Kaynak:ntvmsnbc.com

--------------------------------------------------------------------------------
 
Misilleme (Gerçek Haber) (01/06/2004)
Gece geç saatlerde Boğaz Köprüsü’ne giden bir grup GS taraftarı dev boyutlardaki Fenerbahçe bayrağını boğazın sularına bıraktı. 2001-2002 sezonunda gelen şampiyonluğun ardından Boğaz Köprüsü’ne astıkları dev boyutlardaki Galatasaray bayrağının Fenerbahçeliler tarafından indirilmesini unutmayan Sarı - Kırmızılılar, önceki gece benzer bir operasyon düzenledi. Gece geç saatlerde Boğaz Köprüsü’ne giden GS taraftarı , dev boyutlardaki Fenerbahçe bayrağını boğazın sularına bıraktı. Kaynak:Tekbuyuk.com

--------------------------------------------------------------------------------
 
Gözü Açık Gitmedi! (Gerçek Haber) (22/05/2004)
Japon nine, dünyanın en yüksek zirvesi Everest’e tırmanmayı başardıktan sonra öldü. Tur şirketinin verdiği bilgiye göre, 63 yaşındaki Shoko Ota, rehber ve bir başka dağcı ile birlikte dün zirveye ulaştı. Ancak inişe geçildiğinde Ota hareket edemez hale geldi ve zirveden 350 metre aşağıda kendinden geçti. Grup lideri, Ota’nın nefes almadığını ve nabzının durduğunu saptayarak, uydu telefonuyla acentenin Tokyo bürosuna haber verdi. Ota’nın ölüm nedeni konusunda bilgi verilmedi. Kaynak:ntvmsnbc.com

--------------------------------------------------------------------------------
 
Akçaabat Köftesine’ Tescil (Gerçek Haber) (22/05/2004)
Trabzon’un Akçaabat İlçesi’nde “Akçaabat Köftesini Tanıtım ve Standartlarını Koruma Derneği” kuran köfte ustaları, daha önce TSE belgesi aldıkları köfteye bu kez tescil istiyorlar. Şato Köfte Salonu İşletmecisi Ali Çabuk, yöresel özellik taşıyan Akçaabat köftesinin tescili için önümüzdeki ay, Sanayi ve Ticaret ile Tarım ve Köyişleri Bakanlıklarına müracaat edeceklerini belirtti. Kaynak:ntvmsnbc.com

--------------------------------------------------------------------------------
 
Gizli Numara (06/05/2004)
Dün akşam saatlerinde Çorum'da yaşanan bir olay duyanlara 'bu kadar olur' dedirtti. Lise öğrencisi C.S. telefonunu aldı eline başladı rehberde kayıtlı tüm numaralara çağrı bırakmaya. Son kişiyide çaldırdıktan sonra karşılık gelmesini bekledi. Aradan 2 saat geçmesine rağmen bir tane bile çağrı gelmemişti. C.S. hıçkırıklar içinde demek bu koca dünyada bir tane arkadaşım bile yok, artık yaşamamın hiçbir anlamı kalmadı diyerek evdeki tüm sarımsak ve soğanları(yaklaşık 2 çuval) yiyerek intihar etti. C.S. tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından C.S.'nin telefonunu inceleyen polisler telefon ayarlarından numaranın gizlendiğini tespit ettiler. Polisler faili ya da failleri arıyor. Belkide bu caniler aramızda dolaşıyor olabilir!

--------------------------------------------------------------------------------
 
Esnedi, ünlü oldu (Gerçek Haber) (01/05/2004)
ABD Başkanı George Bush için düzenlenen bir toplantının görüntülerinde sürekli esneyen, kafasını sallayan ve uyuklayan bir çocuk, tüm ABD’nin ilgisini çekti. CBS televizyonunda David Letterman’ın geç saatlerde yayımlanan “Late Show” adlı programında gösterildikten sonra tüm ülkenin ilgisini çeken çocuğun, Florida’nın Orange İlçe Başkanı Rich Crotty’nin oğlu olduğu ortaya çıktı. Kaynak:ntvmsnbc.com

--------------------------------------------------------------------------------
 
'Çakır' İçin Saygı Duruşu (Gerçek Haber) (17/04/2004)
“Kurtlar Vadisi” dizisinin kahramanı Çakır’ın ölümü nedeniyle, Adapazarı’ndaki bir halı saha turnuvasında saygı duruşu yapıldı. Adapazarı’nda, Kurtlar Vadisi adlı diziden etkilenen bir grup, dizinin adını alarak katıldıkları futbol turnuvasında, dizinin kahramanı Çakır için saygı duruşunda bulunarak, yönetmeni protesto ettiler. Kaynak:ntvmsnbc.com

--------------------------------------------------------------------------------
 
Canlı Yayında... (Gerçek Haber) (11/03/2004)
Trabzon'da yerel Akça Televizyonu'nda haftada bir yayınlanan ‘‘Müzik Ziyafeti' programını hazırlayan mahalli sanatçı İsa İlhan, geçen haftaki programında Temel fıkralarını aratmayan bir sürprizle karşılaştı. Her programında olduğu gibi izleyici istekleri almaya başlayan İlhan, canlı telefon bağlantıları yapmaya başladı. Bir kaç telefondan sonra bir bağlantı daha yapan ve türkü isteği almayı bekleyen İlhan, ‘‘İsa abi, ben sizin mahalledeki tüpçü Rıfat. İstediğin tüpü eve götürdük fakat patron, ‘veresiye olmaz, parasını alın' dedi. Şimdi dükkándayız. Televizyonda seni görünce bunu söylemek için aradım’’ sözlerini duyunca şoke oldu. Neye uğradığını şaşıran İsa İlhan programa beş dakika reklam arası verdi. Kaynak:hurriyetim.com

--------------------------------------------------------------------------------
 
Bilmeden Rekor Kırdı (08/03/2004)
Urfa'da çocukluğunu yaşayamadığını düşünen Kazım Laleli, yaşamadığım şeyleri yaşamam için hala şansım var, diyerek bakkala koştu. Bakkalcı amca bana bir lolipop, diyen Laleli lolipopun nasıl yeneceğini bilmediği için direk yutmaya kalktı. Müşterisinin nefes alamadığını gören bakkal sahibi önce gazetecileri sonra da ambulansı çağırdı. Olayın ilginç yanı ise Laleli'nin bu olay sırasında en uzun süreli nefes tutma rekoru ile Guiness'e girmesiydi.

--------------------------------------------------------------------------------
 
Camide Cep Yasağı (Gerçek Haber) (18/1/2004)
Bazı kentlerden sonra Osmaniye'de de camilere cep telefonu ile girmek yasaklandı. Osmaniye Müftüsü Şaban İşlek, ‘‘Allah ile kul arasına cep telefonu sokmayın. Hiç olmazsa ibadet sırasında kapsama alanının dışında kalın’’ dedi. Camilerde çalan cep telefonlarının manevi havayı olumsuz etkilediğini, cuma namazında cep telefonu yasağının hutbe konusu olacağını da belirten Müftü Şaban İşlek şöyle dedi: ‘‘Teknolojik gelişmeden yararlanalım ama insanlarımızı rahatsız etmeden.’’ (kaynak : "hurriyetim.com")

--------------------------------------------------------------------------------
 
Sigara Sevdasına... (11/10/2003)
Bugün Karabük'te akıllara durgunluk verecek bir olay yaşandı. Emekliliğine 1 yıl kalan demir çelik fabrikası işçisi Demir Ören çok trajik bir şekilde hayatını kaybetti. Her Ramazan olduğu gibi iftarı fabrikada yapmak zorunda kalan Ören yemeğin ardından bir sigara içmek istedi. Sigarasını yakmak için bir türlü ateş bulamayan talihsiz adam 600 tonluk press makinesinin arasından emeklemek suretiyle geçerek, ucundaki 2450 santigratlık fırında sigarasını yakmaya çalıştı ve hayatını yanarak kaybetti. Olayı duyan ailesi sinir krizleri geçirdi. Demir Ören'in küçük kızının gazetecilere "ben ona sigara içme, sigaraya vereceğin paraya git bana lolipop al dedim" şeklindeki sözleri gazeteciler arasına duygulu anların yaşanmasına sebep oldu.

--------------------------------------------------------------------------------
 
Kilo ile Cep Telefonu (Gerçek Haber) (10/9/2003)
Mersin'de bir esnaf, kilo ile cep telefonu satışı başlattı. Dükkânında cep telefonu satan Kasım Ekinci, işyerine astığı afişle ''Kilo ile cep telefonu satışı''nın başladığını duyurdu. Ekinci bu kampanyadan sonra satışlarının patladığını söyledi.
Amacının herkesin çağın teknolojik imkanından yararlanmasını sağlamak olduğunu belirten Ekinci, ''Herkes cep telefonu sahibi olsun istiyorum. Satışlardan memnunum adeta patlama oldu'' dedi. Ekinci, elinde bulunan belirli marka telefonları gramını 1 milyon 960 bin liradan sattığını ifade ederek, ''Vatandaş büyük ilgi gösteriyor. Oldukça dikkati çektik. İnsanlar arkadaşlarıyla veya akrabalarıyla birlikte oluyor ve gelip kiloyla telefon alıyorlar'' şeklinde konuştu.

--------------------------------------------------------------------------------
 
Cimbom -bom- (10/5/2003)
"Galatasaray'da neler oluyor" adlı sempozyuma spor adamları yoğun ilgi gösterdi. Sempozyuma konuşmacı olarak katılan ünlü spor yazarı Yılmaz YAZYAZ konuşmasında Fatih TERİM'i eleştirirken Fatih TERİM söz hakkı alarak her zamanki gibi eleştirilerin altında kalmadı. Sempozyumda ilgi çeken bir başka olay ise Başkan CANAYDIN'ın konuşmalar sırasında uyuması ve "nee Sebat yendi mi, hemen başkanı bulup tebrik etmeliyim" şeklinde sayıklamasıydı.

--------------------------------------------------------------------------------
 
Sakar Bush (9/18/2003)
ABD Başkanı Bush dün, eski sakarlıklarına bir yenisini daha ekledi. Bush arabasıyla New York sokaklarında gezerken sürücü koltuğunun ayarını yapmak istedi. Koltuk birden geriye doğru kayınca Bush aracın kontrolünü kaybetti. Araç yolda geçmekte olan Afganistan'lı bir hamile bayana, Irak'lı bir çocuğa ve birçok araca çarparak durabildi. Kazanın bilançosu: 3 ölü mağlesef Bush hala yaşıyor.

 

stres

stres
Profesör öğrencilerine stres yönetimi konusunda ders veriyordu. Su dolu bir bardağı kaldırıp dinleyicilere sordu, "Sizce bu su dolu bardağın ağırlığı ne kadardır?"

Cevaplar 20 gram ile 500 gram arasında oldu. Bunun üzerine profesör şöyle dedi: "Gerçek ağırlık fark etmez. Bardağı elinizde ne kadar süreyle tuttuğunuza göre değişir. Eğer bir dakikalığına tutarsam, problem yok. Bir saatliğine tutarsam, sağ kolumda bir ağrı oluşacaktır. Bir gün boyunca tutarsam, ambulans çağırmak zorunda kalırsınız. Ağırlığı aynıdır ama ne kadar uzun tutarsanız o kadar ağır gelir size." "Eğer sıkıntılarımızı her zaman taşırsak, er ya da geç taşıyamaz duruma geliriz, yükler gittikçe artarak daha ağır gelmeye başlar. Yapmanız gereken bardağı yere bırakıp bir süre dinlenmek ve daha sonra tekrar tutup kaldırmaktır." Yükümüzü arada bırakmalı tekrar tazelenip dinlendikten sonra yolumuza devam etmeliyiz. İşten eve döndüğünüzde, iş sıkıntınızı dışarıda bırakın. Evinize taşımayın. Yarın tekrar alıp taşıyabilirsiniz.

 

ya sonra

Y A    S O N R A

     Alanında başarı ve şöhreti yakalamış zengin bir yatırımcı küçük bire sahil kasabasında tatil yapıyordu. Bir gün kıyıda gezerken küçük bir balıkçı kayığına gözü takıldı. Kayık kıyıya yanaştı, içindeki balıkçı karaya atladı. Kayığın içinde birkaç tane büyük sarı ton balığı vardı.
     “Balıkların çok kaliteli ve güzel” dedi balıkçıya, “Seni tebrik ederim.”
     “Teşekkür ederim” diye karşılık verdi balıkçı.
     “Bu balıkları tutman ne kadar zamanının aldı?”
     “Fazla değil, bir iki saat.”
     “Peki neden birkaç saat daha kalıp daha fazla balık tutmadın?”
     “Yakaladığım balıklar bu gün ki rızkımızı yetiyor.”
     “Peki ama geriye kalan vakitlerde neler yapıyorsun?”
     “Çocuklarımla oynar, öğle uykusuna yatar, evimin bahçesinde çalışır ve arkadaşlarımla oturur sohbet ederim. Kısacası huzurlu bir hayatım var.”
     Yatırım bankacısı küçümser bir eda ile “Ben işletme ve yatırım konusunda doktora yaptım” dedi, “İstersen sana yardım edebilirim.” Sonra da tavsiyelerine başladı:
     “Öncelikle, balık avlamaya daha fazla zaman harcamalısın ve para kazanmalısın. Daha sonra daha büyük bir kayık alıp, daha fazla para kazanmalısın. Kazandığın bu para ile daha da büyük bir tekne almalısın.”
     Balıkçı araya girdi:
     “Peki, ya sonra?”
     “Sonra, yakaladığın balıkları aracıya satmak yerine, onları balık konservecilerine doğrudan sen satarsın. Nihayet kendi balık konserve fabrikalarına sahip olursun.
     Böylece, hem ürünü, hem ürünün işlenmesini, hem de dağıtımını kontrol altında tutarsın. Tabii, bu iş için bu sahil köyünü terk edip büyük bir kıyı şehrine, sonra daha büyüğüne, ve sonunda da en büyük kıyı şehrine yerleşmelisin. Böylece işini orada çok daha fazla büyütebilirsin.”
     “İyi de, bu işler ne kadar zaman alır?” diye sordu balıkçı.
     “15-20 sene.”
     “Peki ya sonra?”
     Yatırımcı keyifle güldü ve “İşin en güzel kısmı o zaman başlıyor” dedi.
     “Doğru zaman geldiğinde şirketini halka açacağının ilan edersin ve hisse senetlerini satışa çıkarırsın ve çok zengin olursun. Bu sayede trilyonlar kazanırsın.”
     “Demek trilyonlar... peki ya sonra?”
     “Sonrası belli değil mi canım? Sonra da emekli olursun. Küçük bir sahil köyüne taşınır, orada torunlarınla oynar, öğle uykusuna yatar, evinin bahçesinde çalışır ve arkadaşlarınla oturur sohbet edersin. Diyeceğim, huzurlu bir hayat yaşarsın.”
     Balıkçı:
     “Peki, şimdi ne yaptığımı sanıyorsun Allah aşkına.”

 

GÜZEL YÜZÜN AKLIMDA



Gitmek bir ayrılış biçimiyse, kalmak ayrılamamanın trajedisidir. Gitmesi gerektiği halde gidemeyen, kalması gerektiği halde kalamayandan daha değerli değildir. Gerçi, değer sözcüğü sırıtıyor burada. Ne gidememeye, ne kalamamaya değer biçemeyiz kolay kolay. Biçirtmezler adama.!

Herkesin kendini demirlediği bir limanı vardır. Bu yüzden, kimi zaman bir dalga serinliği, kimi zaman durgun bir hüzün çöker insanın yüzüne. Yüz yanılmaz. Çünkü yüz, yalan söylemeyi beceremeyen tek bölgesidir vücudun. Vücudun sessiz sitemidir. Açık veren, ama açık verdikçe değerlenen bir şeydir yüz. Şey sözcüğünü, yerine koyacak bir “şey” bulamadığım için kullanmadım burada. Bile bile kullandım. Çünkü yüz, gerçekten de şey’dir.

Ben yüzü erken tanıdım. O yüzden şanslı sayıyorum kendimi. Hani yaşlı kadınlar sandığın kapağını kaldırıp da gençliklerinden kalan bohçayı bir kuyumcu titizliğiyle ağır ağır açarlar ya… Benim sandığım yok; eski kitaplarımın kapaklarını açıyorum ruhum ağırlaştıkça. Eski yazılarıma, eski şiirlerime bakıyorum ve nemlenen gözlerimi bir kurşun gibi tıkıştırıyorum namluya.

Namlu bir metafor burada; elbette nemli de!

İşte böyle bir gecede rastladım ilk şiirlerimden birine. Şiirin adı: Güzel Yüzün Aklımda. Son dizesi de şöyle: “Kavgada ölmüş gibi güzel yüzün aklımda.”

O zamanlar kavgada ölenin yüzü güzelleşirdi. Şimdiyse kavgadan kaçanın yüzünün güzelleştiğini iddia ediyor bazı iç ve dış mihraklar. İnanmıyorum. Yine de, her ihtimale karşı inanmışım gibi hırpalıyorum kendimi.

Yüz derindir. Derin anlamlar taşır. Haliç’e çekilmiş bir tekne kadar yalnız, teknenin içinde, karanlığa karşı şarap içenler kadar coşkuludur. Kendine hasar vermesini bilendir yüz. Bilen ve beceren. Yani becerikli bir bölgesidir vücudun. Başarılıdır ve başarılı olduğu için de apaçık hasarlıdır.

Yüz bir imge değil, imgenin altındaki derin anlamdır.

Bu yüzden gidenler, geride bıraktıklarının yüzlerini de götürürler yanlarında. Kalanlar, yüzlerden kopamadıkları için kalırlar. Unutmak ancak hafızadaki yüzü silmekle mümkündür. Yüzünü aklından çıkartamadığın kişiyi unutman imkansızdır.

İnsan başka yüzleri içinde yaşatan derin bir boşluktur aynı zamanda. Boşluk yalnızca yüzlerle dolar. Yüz vücudun parçası değil, vücut yüzün uzantısıdır. Başka vücutlar sevmek mümkündür tabii. Ama anlamsızdır. Geçicidir. Pahalı bir parfümün kokusu kadar uçucudur. Asıl iş, başka yüzler katabilmektir hayata. Asla unutamayacağın, gözlerinin önünden asla kaybolmayacak başka yüzler…

Kavgada ölmüş birinin yüzünü görmediyseniz eğer, bu anlattıklarımın hepsi uçar gider. Sabun köpüğünden farkı kalmaz sözcüklerimin. Sözcüklerim çürür. Lime lime dökülür, parçalanır… Hayatınız da parçalanır onlarla birlikte. Ve sözcük değil, hayat önemlidir. Yazık olur açıkçası.

İşte bu yüzden, sadece bu yüzden yüzümü seviyorum. Sadece kendiminkini değil, tanıştığım, konuştuğum, ya da karşılıklı oturup uzun uzun sustuğum herkesin yüzünü seviyorum. Şiirini okuduğum, filmini seyrettiğim, şarkısını dinlediğim ya da sokakta karşılaştığım herkesin yüzünü. Kısacası her yüzü, daha da kısacası, “yüz”ü seviyorum.

Çekici yüzü, ablak yüzü, bön yüzü, seksi yüzü, zeki yüzü, kıvrak yüzü, geniş yüzü, dar yüzü, uzun yüzü, pembe yüzü, esmer yüzü, narin yüzü, kaba yüzü, çarpık yüzü, kolay elde edilir yüzü, insanın iflahını kesen yüzü… dedim ya, yüzü seviyorum!

Yüzünü ağır bir yük gibi sırtında taşıyanlarla kanım uyuşmuyor pek. DNA’m denk düşmüyor. Dokum uyuşmuyor. Tenim reddediyor, ruhum kaçıyor onlardan. Yüzün önemini bilmeyenlerden, kendi yüzünün anlamını fark edemeyenlerden iğreniyorum.

Ve gidiyorum. Kalacağım yer olmadığı için değil, gideceğim yer olduğu için… Yüzüm özlediği için farklı yüzleri… Ve her yüzün ayrı bir anlamı olduğunu bildiği için, çok iyi bildiğim için bunu; arkama bile bakmadan gidiyorum…

Zaten arkaya bakmak, çok eski huyudur bazı çirkin adamların.

Arkaya bakmayı beceremeyenlerin, onların yüzünü seviyorum en çok.

Altay Öktem  

bir garip sayı

Bir garip sayı: 12345679

12345679, bu sayının tek başına hiç bir özelliği yok. Ama 9 ve 9'un katları ile çarptığınız zaman bakın ortaya nasıl ilginç bir sonuç çıkıyor.

Hesap makinenizi eline alıp sonuçları kontrol edebilirsiniz,
hiç bir hile yok Matematikteki şu uyuma bakar mısınız? Şiir gibi.


12 345 679 x 9 == 111 111 111

12 345 679 x 18 == 222 222 222

12 345 679 x 27 == 333 333 333

12 345 679 x 36 == 444 444 444

12 345 679 x 45 == 555 555 555

12 345 679 x 54 == 666 666 666

12 345 679 x 63 == 777 777 777

12 345 679 x 72 == 888 888 888

12 345 679 x 81 == 999 999 999


12 345 679 x 999 999 999 == 12 345 678 987 654 321

Çalıştığınızı farkettirin

Çalıştığınızı farkettirin
 
Çok çalışıyor görünmek istiyor musun? Altın kurallar işte hazır! Daha başarılı olmak için bu çok önemli '10 kural'ı mutlaka oku!
Gösterimde olduğu ülkelerde ilgiyle izlenen Seinfeld dizisinde George Costanza'yı canlandıran Jason Alexander, iş yerinde 'çok çalışıyor' görünmek isteyenlerin yapması gerekenleri sıraladı.
internet kullanıcıları arasında dolaşan kurallar listesinin ilk maddesi; "Her zaman ellerinde dokümanla yürü"... Alexander'a göre, ellerinde çeşitli doküman bulunan insanlar, özellikle işverenlerin gözünde kolayca çok çalışıyor imajı çizebiliyorlar. Jason Alexander'a göre "Çalışıyor Görünmenin 10 Kuralı" şöyle:
*.. Her zaman ellerinde dokümanla yürü.
*.. Bilgisayarı meşgulmüş gibi kullan! Tabii iş yapıyorum diye maillerini kontrol edebilir, chat yapabilir, hatta sevdiğin bir arabanın özelliklerini takip edebilirsin. Eğer patron yakalarsa, ''Yeni bir yazılım deniyorum'' mazereti genellikle işe yarar.
*.. Masanı kalabalık tut. Çalışma masası üzerinde ne kadar çok malzeme varsa o masanın sahibi, işverenlere, o kadar çok çalışkan gözükür. Bu sebeple masanızda ilgili ilgisiz her zaman bir sürü şey bulundurun.
*.. Sesli mesaj sistemi kullan. Gün boyu seni sürekli birileri arayarak onlar için bir şeyler yapmanı isteyecektir. En önemlisi de senin internet'te surf ile geçirebilecek zamanını çalacaklar. Bu sebeple eğer mümkünse sesli mesaj sistemi kullanmak akıllıca bir çözüm olur. Hatta cihaza ''Yoğun işlerim sebebiyle şu an yanıtlayamıyorum, lütfen adınızı ve telefonunuzu bırakın, daha sonra size döneyim'' mesajı yerleştirmek akıllıca bir davranış olur.
*.. Sabırsız ve huzursuz davran. Eğer işverenlerin gözü önündeyken aceleci ve huzursuz davranırsan, patron sizin çok çalışmaktan gerilmiş olabileceğini düşünecektir.
*.. Ofisi geç terk et. Her zaman çalıştığın yeri geç terk et. Özellikle patron oradaysa ondan önce asla çıkma. Masanda bazı magazin dergilerini ya da gazeteleri oku ama sakın erken çıkma.

*.. Etkileyici iç geçir. Aynı ortamda birileri varken yüksek sesle iç geçirmek, çevrendekilere son derece yoğun ve baskı altında olduğun mesajını verir. Patronlar buna bayılır.
*.. Yığın stratejisini iyi uygula. Odanın kalabalık ve sürekli çalışılır bir yer olduğu mesajını vermek için sadece masanı değil, yerleri de bir şeylerle doldur. Kalın bilgisayar kitapları olabilir. Özellikle patron odaya geldiğinde üzerinde kitapların bulunduğu bir koltukta kendisine yer açmanız patronun size minnetle bakmasını sağlayacaktır.
*.. Kendi sözlüğünü kendin yarat. Bazı teknik terimleri öğren ve bunları özellikle toplantı zamanlarında bol bol kullan. Kimse ne söylediğini anlamayabilir ama öğreneceğin bu kelimeler patronunun gözünde minnettarlık olarak sana geri dönecektir.
*.. Patrona göndereceğin yazılara dikkat et. Örneğin burada anlattığım taktikleri arkadaşlarına gönderirken sakın patrona da gönderme!

Arılar ve Sinekler


Bir gurup arıyla sineği bir şişeye koyuyorlar. Şişenin taban tarafını ışığa doğru, açık olan ağız kısmını da karanlığa doğru yerleştiriyorlar.

Arıların hepsi ışık olan tarafa doğru üşüşüyorlar. Ama şişenin tabanı cam ve
onların da yabancısı olduğu bir madde olduğundan çıkmayı

başaramıyorlar. Bu arada sinekler, şişenin ağzına doluşuyorlar ve karanlıkta dışarı çıkıp kayboluyorlar. Ağzı açık olan şişeden karanlık tarafa doğru tek bir arı bile gelmiyor.

Camın önünde ışığa doğru çabalarına devam ediyorlar. İnsanın aklına hemen arıların akılsızca davrandıkları geliyor.

Ancak biraz derinlemesine düşününce, karşımıza dikilen gerçek çok daha farklı.

Çok basit gibi gelen bu deney beni oldukça düşündürdü.

Arıların ne kadar akıllı yaratıklar olduğunu hepimiz biliyoruz, sinekler ise malum.

Arılardan korkarız bizi sokarlar diye ama sineklerden midemiz bulanır, uzak durmaya çalışırız.

Evet, ışığa doğru yürüyenlerin önünde her zaman engeller olacaktır kuskusuz.


Onlar, engellere rağmen ışıktan vazgeçmeyenlerdir.

Ne tür engel olursa olsun önlerinde, çabalarını sürdürenlerdir.Ve bu uğurda da gerektiğinde ölebilenlerdir.

Yürek, azim, sevgi, ilkeler, dürüstlüktür bunu yaptıran. Kendine saygı, yasadığı topluma saygıdır.

Sinekler, karanlıkta sıvışan kaçaklardır , karanlığa yürüyenlerdir, karanlık düşüncelerdir.

Şişenin ağzının karanlığa bakmasının onlarca hiç bir önemi yoktur.

Sinsi, ilkesiz, yüreksiz, korkak varlıklardır.

SADECE kendi yaşamları söz konusudur.

Nerede yemek varsa, nerede rahat yasayacaklarsa, nerede çok para
kazanacaklarsa oraya giderler.

Onlar için karanlık olması önemli değildir açık ağızların, karanlık sığınaklarıdır cünkü, izlerini rahatça kaybettirirler.

Arıyı kovalamak isterseniz savaşır, engellere aldırmaz.

Amacı sadece ışığa ulaşmaktır. İğnesini sapladığında öleceğini bilerek savaşır ve değerleri için ölür.

Ama sinekler kaçarlar. Sonra yılışık yılışık tekrar dönerler kovaladığınız yere.

Her türlü pisliğe bulaşırlar, sonra da yiyeceklerinize, üstünüze, başınıza
konarlar.

Arılar yumurtalarını yalnızca kovanlarına bırakırlar.

Oysa sinekler her yere yumurtlar, her yerde ürerler.

Onlar için asıl amaç çoğalmak ve yayılmaktır.