| saadet's profileDüşünmeden öğrenmek, vak...PhotosBlogLists | Help |
Düşünmeden öğrenmek, vakit kaybetmektir. KONFİÇYUZH A R E K E T T E Ö L Ç ÜH A R E K E T T E Ö L Ç Ü
* Zühtün en son derecesi,râhatı terk etmektir.
Hz.Ebûbekr (R.A.)
* Başkasını düzeltmeniz için önce kendinizi düzeltiniz.
Hz.Ömer (R.A.)
* Halkın benimsediği iyi bir geleceği sakın kaldırayım deme.
Hz.Ali (R.A.)
* Alçaklarla düşüp kalkan,alçaklardan sayılır.
İmâmı ŞÂFÎÎ (Rah.A.)
* Haddini bilen kimse helâk olmaz.
Hz.Ali (R.A.)
* Hayvanın idraki yoksa da,yük taşıdığı için değeri vardır.Bir hayvan başkalarını inciten insandan daha iyidir.
Ahmed RÜFÂÎ (K.S.)
* Çok muvâffak nifâk,çok muhâlefet şikâk doğurur.
Hz.Ali (R.A.)
* Asker nerede bir bozguna uğrarsa,iki üç karı tabiatlı adamın yüzünden uğrar.
MEVLÂNA Celâleddin-i Rûmî (K.S.)
* Halk yanında muhtaç düşmemek için,elinle koymadığın şeyi yerinden kaldırma.
Feridüddîn ATTAR (K.S.)
* Sana zulmet ve gamdan,çile ve kederden ne geliyorsa; mutlaka yersiz haraket ve haddini tecâvüzden, Allah'dan korkmadığındandır.
MEVLÂNA Celâleddin-i Rûmî (K.S.)
* Kendimi kendim yetiştirdim,kendim ister kendimi, Kendime kendim gerekse, bula kendim kendimi.
Yunus EMRE (K.S.)
* Kendin beğenmediğin bir şeyi, başkasına yaraştırma.
Nâsır-ı Hüsrev
* Sûretin sîretine şâhittir.Başka şâhit aramak zâittir.
Mahmut Kemal
* Anlamazsa davul çalsın vız gelir, Anlayana sivrisinek saz gelir.
Şâir Mestî
* İncitme sen ahbâbını incinmeyesin sen, Bu âlemi fânide zerâfet budur işte.
Leyla HANIM
* Sert,yürümeye ve dövüşmeye hevesli,mesafeye susamış insanlar, birdenbire kendini kıran sular gibi taşarlar.
Ahmet Hamdi TANPINAR
* Bir insanın değerini öğrenmek istiyorsanız,onu kendisinden aşağı kimselerle olan münasebetlerinde tetkik edin.
PECAUT
* Başkalarına karşı değişik yüzler takınanlar, sonunda kendi cehrelerini unuturlar.
La ROCHEFOUCAULD
* Böcek olmayı kabul edenler,ayaklar altında kalmaktan ve ezilmekten yakınmamalıdırlar.
İmmanuel KANT
* Kendimizi,düşünce ve niyetlerimize göre değil,hareketlerimize göre ölçmeliyiz.
George ELIOT
* Moda denilen şey o kadar çirkindir ki, onu her altı ayda bir değiştirirler.
Oscar WILDE
* Hiç bir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin.
Don HEROLD
* Saflık insanlarda zayıflığı, çocuklarda ise kuvveti gösterir.
Charles LAMB
* Yalnız yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan da sorumluyuz.
Jean-Baptiste MOLIERE
* Her cinâyet âdi değildir, ama her âdilik bir cinâyettir.
Oscar WILDE
* Sabahleyin kaybedeceğin bir saatin,bütün gün zararını çekersin.
W.HATELY
* Karnı taşıyan ayaklar değil,ayakları taşıyan karındır.
Miguel de CERVANTES
* İnsanların şahsiyetlerini, iktidarlı zamanlarında ölçmelidir.
EFLATUN
* Önemli olan, kişinin sözleri değil, davranışlarıdır.
Jean-Baptiste RACINE
* Ağzında bal olan arının, kuyruğunda iğne vardır.
John LYLY
* Asıl yalnızken yalnız değilim.
Friedrich von SCHILLER
H İ K M E T L E R :
* Kendisini kontrol altına almayan insan,ebedî hüsrandadır.
* Sana nasıl davranılmasını istiyorsan,sen de başkalarına öyle davran.
* Kafanı, mîdeni ve çekmeceni lüzumsuz şeylerle doldurma.
A T A S Ö Z L E R İ :
* Gurbette taşa yaslanmayan, evindeki halının kıymetini bilmez.
* Arabanın ön tekeri nerden giderse,arka teker de ordan gider.
* Kul kullanan,bir gözünü kör,bir kulağını sağır etmeli.
* Bastırılmayan tahtayı yel alır, yel almazsa sel alır.
* Baş hangi yöne giderse, ayak da o yöne gider.
* Anlayana kul ol,anlamayana ağa olma.
* Keçi nereye atlarsa, oğlağı da oraya atlar.
* Şâhin küçüktür ama koca turnayı havadan indirir.
* Haylaz olmayanın dudağı aşlı, karnı tok olur.
* Çay fincanı üç olur, üçten artan güç olur.
* Hizmet eden hizmet, hürmet eden hürmet görür.
* İyi söyleyen iyi işitir,kötü söyleyen kötü işitir.
* Başkasının kapısını vurma, seninkini de vururlar.
* Âlem bir yere gelse, inat yine söylediğini söyler.
* Elin kapısına vurma parmakla, el senin kapına vurur tokmakla.
* Kendisini ısıtmayan soba, başkalarını ısıtmaz.
* Budalaca bir soru sorarsanız, emin olun ki, budalaca cevap alırsınız.
* Balık, ağa girdikten sonra aklına başına gelir.
* Herkesin görmemesi lâzım gelen şeyi yapma.
* Hatıra çok bakan, sonunda yere bakar.
* Akşam ise;yat, sabah ise; git.
* Bir şeyi anlamadan atılma.
* Aklı başında olan kuru kavgaya düşmez.
* Arsız güçlü olunca, haklısı suçlu olur.
* Çok isteyen bir şey elde edemez.
* Ayı bile insanı evinde boğmaz.
* Oyunun sonu yokluktur.
* Silah sahibine bile düşmandır.
* Ne sert ol asıl, ne yavaş ol basıl.
* Eğri ağaca yayım, her gördüğüne dayım deme.
* Senden devletli (varlıklı) ile tartışma.
* Kancık yalanmayınca köpek yalamaz.
* Önüne geleni kopar, ardına geleni teper.
* Devletli ile deli bildiğini işler.
* Domuzun peşinden giden, batağa yuvarlanır.
* Kafa büyük içi boş, tut kulağından çifte koş.
* Kavgaya katılma, bilmediğin işe atılma.
* Çok sulu olma sıkılırsın,çok kuru olma kırılırsın.
* Ekmek yediğin yere etme ihânet.Gözüne tuz durur.Dizine ekmek.
* Kişinin hürmeti de, zilleti de kendi elindedir.
* Beğendiğini al, beğenmediğine karışma.
* Alışmış, kudurmuştan beterdir.
* Taşlarsan deliği, başına kapla çeliği.
* Eski kuyuya tükürme, belki suyunu içersin.
* Öl, ikrar verme, öl ikrarından dönme.
* Her şeyin azından olur bereket.
* Kaypak yere basan kayar.
* Tencere tava,herkeste bir hava.
* Kırk ölçmeli, bir biçmeli.
* Mert ol, yahut merdin hizmetinde ol.
* Her yere burnunu sokma.
* Kişinin ayıbını yüzüne söylemek gerek.
* Rüzgar esmezse yaprak sallanmaz.
* Pisliğe taş atma,üzerine sıçrar.
* Su testisi su yolunda kırılır.
* Balın olsun, sinek, Bağdat'tan gelir.
* İki testi çarpışınca biri elbet kırılır.
* Ucuz alan, pahalı alır.
* Dikenden gül biter, gülden diken.
* Gülün kadrini bülbül bilir.
* Bir gemiyi, iki reis batırır.
* Ucuz etin çorbası tat vermez.
* Her düşüş bir öğreniştir.
* Bıçak kendi sapını kesmez.
* Her gördüğüne kapılma.
* Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.
* Sefâhat, sefâletle biter.
* Yar, yıkıldığı gün tozar.
* Bükemediğin eli öp de başına koy.
* İki göç bir yangın yerini tutar. Yabancı koyun kenara yatar. C İ M R İ L İ K
komik haberlerkomik haberler -------------------------------------------------------------------------------- -------------------------------------------------------------------------------- -------------------------------------------------------------------------------- -------------------------------------------------------------------------------- -------------------------------------------------------------------------------- -------------------------------------------------------------------------------- -------------------------------------------------------------------------------- -------------------------------------------------------------------------------- -------------------------------------------------------------------------------- -------------------------------------------------------------------------------- -------------------------------------------------------------------------------- -------------------------------------------------------------------------------- --------------------------------------------------------------------------------
stresstres
Profesör öğrencilerine stres yönetimi konusunda ders veriyordu. Su dolu bir bardağı kaldırıp dinleyicilere sordu, "Sizce bu su dolu bardağın ağırlığı ne kadardır?" Cevaplar 20 gram ile 500 gram arasında oldu. Bunun üzerine profesör şöyle dedi: "Gerçek ağırlık fark etmez. Bardağı elinizde ne kadar süreyle tuttuğunuza göre değişir. Eğer bir dakikalığına tutarsam, problem yok. Bir saatliğine tutarsam, sağ kolumda bir ağrı oluşacaktır. Bir gün boyunca tutarsam, ambulans çağırmak zorunda kalırsınız. Ağırlığı aynıdır ama ne kadar uzun tutarsanız o kadar ağır gelir size." "Eğer sıkıntılarımızı her zaman taşırsak, er ya da geç taşıyamaz duruma geliriz, yükler gittikçe artarak daha ağır gelmeye başlar. Yapmanız gereken bardağı yere bırakıp bir süre dinlenmek ve daha sonra tekrar tutup kaldırmaktır." Yükümüzü arada bırakmalı tekrar tazelenip dinlendikten sonra yolumuza devam etmeliyiz. İşten eve döndüğünüzde, iş sıkıntınızı dışarıda bırakın. Evinize taşımayın. Yarın tekrar alıp taşıyabilirsiniz. ya sonraY A S O N R A
Alanında başarı ve şöhreti yakalamış zengin bir yatırımcı küçük bire sahil kasabasında tatil yapıyordu. Bir gün kıyıda gezerken küçük bir balıkçı kayığına gözü takıldı. Kayık kıyıya yanaştı, içindeki balıkçı karaya atladı. Kayığın içinde birkaç tane büyük sarı ton balığı vardı. “Balıkların çok kaliteli ve güzel” dedi balıkçıya, “Seni tebrik ederim.”
“Teşekkür ederim” diye karşılık verdi balıkçı.
“Bu balıkları tutman ne kadar zamanının aldı?”
“Fazla değil, bir iki saat.”
“Peki neden birkaç saat daha kalıp daha fazla balık tutmadın?”
“Yakaladığım balıklar bu gün ki rızkımızı yetiyor.”
“Peki ama geriye kalan vakitlerde neler yapıyorsun?”
“Çocuklarımla oynar, öğle uykusuna yatar, evimin bahçesinde çalışır ve arkadaşlarımla oturur sohbet ederim. Kısacası huzurlu bir hayatım var.”
Yatırım bankacısı küçümser bir eda ile “Ben işletme ve yatırım konusunda doktora yaptım” dedi, “İstersen sana yardım edebilirim.” Sonra da tavsiyelerine başladı:
“Öncelikle, balık avlamaya daha fazla zaman harcamalısın ve para kazanmalısın. Daha sonra daha büyük bir kayık alıp, daha fazla para kazanmalısın. Kazandığın bu para ile daha da büyük bir tekne almalısın.”
Balıkçı araya girdi:
“Peki, ya sonra?”
“Sonra, yakaladığın balıkları aracıya satmak yerine, onları balık konservecilerine doğrudan sen satarsın. Nihayet kendi balık konserve fabrikalarına sahip olursun.
Böylece, hem ürünü, hem ürünün işlenmesini, hem de dağıtımını kontrol altında tutarsın. Tabii, bu iş için bu sahil köyünü terk edip büyük bir kıyı şehrine, sonra daha büyüğüne, ve sonunda da en büyük kıyı şehrine yerleşmelisin. Böylece işini orada çok daha fazla büyütebilirsin.”
“İyi de, bu işler ne kadar zaman alır?” diye sordu balıkçı.
“15-20 sene.”
“Peki ya sonra?”
Yatırımcı keyifle güldü ve “İşin en güzel kısmı o zaman başlıyor” dedi.
“Doğru zaman geldiğinde şirketini halka açacağının ilan edersin ve hisse senetlerini satışa çıkarırsın ve çok zengin olursun. Bu sayede trilyonlar kazanırsın.”
“Demek trilyonlar... peki ya sonra?”
“Sonrası belli değil mi canım? Sonra da emekli olursun. Küçük bir sahil köyüne taşınır, orada torunlarınla oynar, öğle uykusuna yatar, evinin bahçesinde çalışır ve arkadaşlarınla oturur sohbet edersin. Diyeceğim, huzurlu bir hayat yaşarsın.”
Balıkçı:
“Peki, şimdi ne yaptığımı sanıyorsun Allah aşkına.”
|
|
||||||
|
|